Sultan Sosnaliyev – Dıjın Curey

Sultan

BAZI MÜCADELELERİN MÜKÂFATI ÖMÜRLERİN ÖTESİNDEDİR

Yazı yazmak gerçekten zor iş, Hele hiç görmediğiniz biri hakkında yazı yazıyorsanız. Genadi Alamia, Sultan Sonsalı hakkında bir yazı istediğinde, önceleri öylesine mutlu olup gururlandım ki anlatamam. Ancak sonradan az da olsa endişelenmeye başladım, çünkü nasıl yazacağım düşüncesi beynimi kemiriyordu. Genadi, ”bir Adige olarak içinden ne geliyorsa onu yaz ve aynı gözle değerlendirmede bulun” sözleriyle bana güç verdi. İnanın bu benim için kolay olmadı.

General Sultan SOSNALI, kariyerinin en üst noktasına şan ve şerefe ulaşmış idealist bir subaydı… Her şey bir yana, benim gözümde sonsuza kadar gurur duyulması gereken bir Adigeydi. O, Sadece benim değil tüm Abhaz ve Adige toplumunun onurudur SOSNALI… General Sultan SOSNALI’yı savaş dönemindeki fotoğraf karelerinden, röportajlarından ve kendisi için kaleme alınan yazılarından tanımaya çalıştım. O filim karelerini gördüğümde ilk şunu düşündüm, bu gün pek çoğumuzun gözden kaçırdığı ve üzerinde düşünmediği bir durumdu bu…  Abhaz-Gürcü savaşı sonrasında pek çok Kuzey Kafkasyalı, Rusya ve Türkiye diasporası yardımlarını esirgememişti. Bu doğru, ancak en önemli konu, savaşı bu iki insan birlikte yönetmişlerdi. Onlar, güven verici tutum ve icraatları ile yüzlerindeki onur, yüreklerindeki sabır, tavırlarındaki kararlılık ve asla tükenmeyen vatan aşkları ile yollarına sonuna kadar birlikte devam eden ARDZINBA ve SOSNALI idi. Bu beraberliğin sıradan bir rastlantı olmadığının ve genetik yapımızın bu güçleri bir araya getirdiğine inanmamak elde değil. Bu iki lider ve askerin yaşam felsefeleri bizlere, yani hem diasporada hem de anavatanda yaşayan halkımıza güzel bir örnektir. Tıpkı onlar gibi, bu gün bizlerde bu beraberliği pekiştirme gayreti içinde olabilsek ne kadar güzel olurdu… Birlikten güç doğar ilkesiyle, tarih, coğrafya, dil ve kültür beraberliğinin de desteğine dayanarak bayrağı daha da ileri götürebiliriz. Ben, onların da böyle düşündüklerine eminim. Bu yüzden yazımı yazarken ARDZINBA ve SOSNALI YI ayrı düşünmedim, düşünemedim. Tabi ki savaş ortamında farklı yaklaşımlar ve görüş ayrılıkları olmuştur. Ama onlar bunu başkalarına asla yansıtmadılar. Tüm bunlar, birbirlerine duyulan karşılıklı sevgi ve sınırsız saygı ile olabilirdi. Ancak, bizim şimdiki görevimiz de, her platformda bu yüce insanları unutmadığımızı ve unutturmayacağımızı göstermek ve tüm dünya liderlerine yapıldığı gibi ARDZINBA ve SOSNALI’YI gelecek nesillere aktarmak olmalıdır. Zira LİDERLER, ÖNDERLER, FİKİR ADAMLARI, YAZARLAR, ASKERLER ve ÖĞRETMENLER kolay yetişmiyor. Biz insanlar ise geçmişte yapılanları çabucak unuturuz. Çünkü toplumsal hafızamız oldukça nankördür.  Evet, bu öz eleştiriyi de yapalım ki tarihimizi yaşatabilelim.

Benim ruhumu rahatlatan en önemli olay, hem ARDZINBA NIN hem de SOSNALI’ nin bunları biliyor olmalarıydı. Bu yüzden emekleri boşa gitmedi. İşte, ABHAZYA ARTIK BAĞIMSIZ!… Bağımsızlığın hemen ardından SOSNALI aramızdan ayrıldı. Ardından, 4 MART 2010 tarihinde de ARDZINBA… Acımız her geçen gün katlanarak büyüyor. Adeta birbirlerini beklemişler gibi ayrıldılar bizlerden. Şimdi biri ABHAZYA Sohum Eşera köyünde, diğeri ise KABARDEY-Balkar Cumhuriyetin Baksan köyünde ebedi istirahatgahlarındalar. Bugün bedenleri aramızda değil, ama hem bizlerin, hem de yakınlarının, çocuklarının ve torunlarının her zaman gururla anacakları, birlikte büyüyecekleri ve hatta daha da büyütecekleri İDEALLERİ ise hep aramızda olacak. Her askerin kaderi bir yerlerde ölümü kucaklamaktır ve bizler, hepimiz faniyiz. Bu son, ne zaman, nerde ve nasıl olacak bilemiyoruz. Ancak bir şeyi biliyoruz ki, o da utançsız, şerefli, inançlı ve ideallerine hizmet edebilmiş, insanlığa yararlı bir eser bırakarak ayrılabilmektir en önemli olan… Kim bilir bunun da mükâfatı ömürlerimizin ötesindedir…

Ben, bir kez daha bu yazı vesilesi ile bu yüce şahsiyetlerin önünde saygıyla eğiliyor, dünyanın ve onun ayrılmaz bir parçası olan Abhaz-Adige halkının artık gerçek mutluluğu hak ettiği inancıyla Ançüa’nın ve Tha’nın her zaman bizimle olmasını diliyorum.

Sözlerimi noktalarken, 04.10.2010 tarihinde Sohum da bu iki halkı düşünerek kaleme aldığım bir şiirimi de sizlerle paylaşmak isterim… APSINI

APSNI ALTIN ÜLKEM
APSNI GERÇEK ÜLKE
DÜN BU GÜN SENİN GÜNÜN
DÜN BU GÜN HALKIN GÜNÜ

DİNLE BU ŞARKI SENİN İÇİN
DİNLE BU SES SANA BİR ÇIĞLIK
DİNLE BU ŞARKI SENİN SESİN
DİNLE BU ŞARKI SANA ÇAĞRI

EVET, SEVGİ EVET İNSANLI
NE DİYOR ABHAZ APSUARA
NE DİYOR ADİGE ADİGAGA
HEPSİ SANA BU VATANA

SEN YÜCE İNSAN ARDZINBA
BİR YANDA SOSNALI, BİR YANDA ASKERLERİ
BİRİ AİNAR BİRİ TLEPSH
YOLUMUZA FENER, YOLUMUZA ÖNDER

BAĞIMSIZLIKLARA SEFER
CANINI KANINI KATAN SİZLER
VE YİTİP GİDEN ŞEHİTLER SİZLER,
ONLAR VE VATANLI BİZLER

dijin

Dıjın CUREY 2010
Sohum-ABHAZYA